Bir dönem adeta pamuk ovası olarak ülkenin pamuk ihtiyacını karşılayan Çukurovabilindiği üzere yurdun en verimli topraklarına sahiptir.
Tarım teknoloji de kullanılsa her zaman insan işgücünü gerektirmiştir. Teknolojinin olmadığı yada pek az kullanıldığı tarım üretiminde gereken insan gücünü düşünün. Çukurova'da çalılık alanların açılıp bataklıkların kurutulmasıyla genişleyen tarım alanlarıteknolojik aletlerin kullanılmadığı o günlerde insan emeğine büyük bir insan emeğine olan ihtiyacı ortaya çıkarmıştı. Bu ihtiyaçtan dolayı tarımın pek yaygınlaşmadığı komşu bölgedeki insanlar iş gücü olarak Çukurova'ya gelmeye başladılar. Bu iş gücü genelde mevsimlik olmakla birlikte pek az sayıdaki insan için kalıcı da olabiliyordu. Bölge dışından gelip kendi diyarında kazanma imkanı bulamadığı hayatını kazanmaya muhtaç bazı kişiler "ağa" diye isimlendirilen zengin ve varlıklı kişilerin yanında aileden biriymiş gibi karın tokluğuna çok cüz'i bir ücret karşılığında çalışmışlardır.Gönüllü olarak yarı kölelik benzeri bir uygulamaya razıo olan bu kişilere 'ağa'nın dışındaki yoksul Çukurova insanı 'tutma' adını vermiştir.
Herkesin aynı aileye mensup olduğu mahallemizde ailenin en varlıklısı ve 'Hacı Ağa' diye isimlendirilen akrabamın Adıyaman besnili böyle bir tutması olduğunu çok küçük yaşlarda iken yakın aile çevremden işitirdim. Adıyaman Besni'ye tayinim çıktığında teyzem komşusu olan bu tutmayı hatırlamış onu bulup ziyaret etmemi istemişti. Bu kişinin Besnili değil Tut'lu olduğunu öğrenmiş;yeni ilçe olan bu yere ulaşım güçlüğünden gidememiştim. Genç yaşında geldiği Hacı Ağa'nın kapısında yıllarca sadık bir köle benzeri çalışmıştı. Yıllar sonra kendi memleketinde kendi hayatını kazanma imkanı oluşması üzerine 'Hacı Ağa'nın yanından ayrılmıştı. Teyzem bu tutmaya giderken çok cüzi şeyler verdiklerini hatırlatmıştı.
İtiraz edilebilir ancak; ABD-Türkiye ilişkilerini hep bu Çukurova'daki ağa-tutma ilişkisine benzetirim.
Kurtuluş mücadelesi yılarında başlayan ABD-Türkiye ilişkileri ellili yıllarda partner aşamasına gelmiştir.
Milli Şef dönemi savunucularıMenderesli yıllar için "hak ve özgürlükler verilirken maddi olarak ülke ABD'ye bağımlı hale getirilmiştir" eleştirisini yaparlar. iyi bir solcu olan Yaşar Kemal'in ilkokul öğrencisi olan ortaokul Türkçe öğretmenim Coşkun Seyhanlıİnönü dönemini "biraz daha dişimizi sıkmayı bilseydikşimdi ABD ve Avrupa'ya muhtaç olmayacaktık" şeklinde savunurdu.
varlık içinde yoklukların çektirildiği asgari düzeyde hak ve özgürlüklere sahip ülke insanıellili yıllarda ülkeye getirilen küçük hürriyetler ve bunun doğurduğu günümüze göre kısıtlı refahla harika bir şekilde rahatlatmıştı.
Bu dönem 27 Mayıs darbesiyle kesintiye uğratılmasaydıbiz tutma konumundan kurtulup her şeyiyle kendi olabilen bir ülke oalabilir miydik? Tartışılır!
Burada Karaoğlan Ecavit'in ağaya başkaldırı benzeri gibi ABD'ye rağmen başta Kıbrıs çıkarması olmak üzere bağımsız bazı uygulamalar yapması ve bunun sonunda ağa tarafından cezalandırılırcasına ülkenin getirildiği konumu düşünmek gerekir.
Ancak Cumhuriyet dönemi ABD-Türkiye ilişkilerinde kendi özel konumgüç ve kozların doğru şekilde fark edip ilişkilerde denge sağlamak amacıyla kullanmak isteyen ve kullanan tek siyasetçi Özal olmuştur. Onun bu siyaseti darbe zemini oluşturmadığından hayatıyla sona erdirilmiştir.
AKP iktidarıyla birlikte gelinen ABD-Türkiye ilişkisini Çukurova'daki uygulama benzeri düşünüyor ve değerlendiriyorum. Karaoğlan'ın çıkışı sonrası pamukovası Çukurova'ya halkın isimlendirmesiyle 'beyaz sinek' belası musallat edilippamuk tarımımızın nerdeyse bitirildiğini de burada hatırlatalım.
Bakalım Ergenekonlutelekulaklıaçaılımlı bu sürecin sonunda tutmalıktan kurtulup kendimiz olabilecek miyiz?